
Zulu'nun Hikayesi

Zulu, şehirde ruhunu duyamaz hâle gelmişti; orman ise onu fısıltılarıyla kendine çağırdı.
Başlarda savunmasız ve tamamen yalnızdı.
Şehirde her şey elinin altındaydı
ormanda ise küçücük bir meyveyi bulmak bile saatlerini alabiliyordu.
Yorgun ve üzgün olmasına rağmen,
Zulu geri dönmemeye kararlıydı.
Yıllarca tek bir canlıya bile zarar vermeden yaşadı;
karşılığında orman ona hayatın zorluklarıyla
nasıl nazikçe yüzleşileceğini öğretti
sabırla ilerlemeyi,
sakinlikle nefes almayı.
O huzurun içinde, sessiz bir hüzün filizlendi.
Ormanın ona verdiğini, başkalarına da vermek istedi.
Böylece Zulu, elleriyle kutular hazırlamaya başladı
her biri iyilikle, huzurla dolu…
Bu kutuları şehre, insanların kapılarına bıraktı
ve şafak sökmeden sessizce
ormanına geri döndü.
Bir sabah uyandığında, hayvanların etrafında toplandığını gördü.
Ayağa kalktığında bedeninde tuhaf bir sıcaklık hissetti,
daha önce hiç bilmediği bir güç…
Orman onu taçlandırmıştı.
Zulu, yumuşak bir gülümsemeyle
kanatlarını açtı
ve ormanın ışığını içinde taşıyarak
göğe doğru yükseldi.
